Foto muhabiri Adem Altan, Kahramanmaraş’taki depremin sembol fotoğrafını çekerek unutulmaz bir anıya imza attı. Enkaz altında bekleyen bir babayı, gözyaşları içinde fotoğraflayan Altan, bu anı şu şekilde anlattı:
“İlk defa gözlerim yaşlı fotoğraf çektim. Bir baktım, insanlar kurtarma çalışmaları içinde. Ama bir kişi hariç. O, öylece oturmuş bekliyor. İlk önce fark edemedim, neden beklediğini düşündüm. Objektifle bir baktım ki, bir el tutuyor. Kızımın fotoğrafını çek dediğinde gözlerim doldu. İnanın, ilk defa… Ben Van’da da deprem jojobet izledim, fotoğraflar çektim, ama ilk defa gözlerim yaşlı fotoğraf çektim. Gözlerim doldu.”
Foto muhabiri Rıza Özel, deprem haberini alır almaz bölgeye giden bir diğer foto muhabiri oldu. Hatay’da sayısız acıya tanıklık eden Özel, yıkımın boyutunu çektiği fotoğraflarla gözler önüne serdi. Özel, “30 yıllık meslek hayatımda çok büyük felaketlere tanık oldum ve buralarda fotoğraflar çektim. Bunlardan birçoğu da depremdi. Marmara Depremi’nden İran’daki depremi izledim. Ama hayatımda gördüğüm en büyük felaket bu, hiç şüphesiz” dedi.
Özel, yıkımı havadan görüntüledi ve spor tesislerinin çadır kentlere dönüşmesini, fay hatlarını kaydetti. Ayrıca depremin etkisiyle yan yatan bir binayı da objektifine yansıttı. O anı şu şekilde anlattı: “Baktım ki orada bir tane bina olduğu gibi yan yatmış. Etrafındaki binalar tamamen yıkılmış ama o bina olduğu jojobet giriş gibi devrilmiş. Perdeleri duruyor ama perspektifi yanlış. O perdeler gökyüzüne bakıyor, o kapılar gökyüzüne bakıyor. O fotoğrafı çekerken aklımdan şu geçti: ‘Şu an burada insanlar yaşıyordu ve bu binanın içinden nasıl çıktılar, çıkmadılar mı?’
Foto muhabiri Aytaç Ünal, Adıyaman’daki depremin ardından enkaz altından sağ kurtarılanları fotoğraflayarak unutulmaz karelere imza attı. Ünal, 6 yaşındaki Hivay ile yaşadığı anı şu şekilde anlattı:
“Ambulansın kapıları açılınca, ben de ona doğru hareket ettim. Tam o esnada Hivay’ı getirdiler ve ambulansa binerken çok yakından bir fotoğraf çektim. O an göz göze geldik. Korkmuştu, gözlerindeki korkuyu gördüm ama kurtarıldığı için de çok mutlu oldum. Onu da ürkütmeden bir tane fotoğraf çekip, fotoğrafı aldıktan sonra uzaklaştım.”
Aytaç Ünal’ın objektifiyle tanık olduğu anlar, yüreğinde silinmez izler bıraktı. Ünal, bu deneyimi şu sözlerle ifade etti: “Yolda giderken, sağlık görevlilerinden meyve suyu ve poğaça istedim ve onların bilgilerini aldım. 20 günlük görev sürem boyunca böylesine bir yıkıntı görmemiştim. İnsanız önce insan, sonra gazeteciyiz. Tabii ki bu durum bizi çok etkiledi.”
Reklam & İşbirliği: [email protected]