Haftanın Kitapları

Haftanın Kitapları Özkan Saçkan'dan Haftanın Kitapları...

Haftanın Kitapları
Haftanın Kitapları

Herkes hata yapar!

Mario Livio’dan Dahice Hatalar… Tarihe Damgasını Vurmuş En Büyük Dâhiler Bile! Charles Darwin, William Thomson (namı diğer Lord Kelvin), Linus Pauling, Fred Hoyle ve Albert Einstein… Bu isimler bilime inanılmaz katkılarda bulunmuş, fikirleriyle bilim tarihinde adeta devrim yaratmıştı. Fakat onlar bile hatadan muaf değildi ve hepsi de bir dönem fena çuvallamıştı. Darwin yaşadığı dönemin hâkim görüşlerine yenik düşerek Doğal Seçilim teorisini yüzüne gözüne bulaştırmıştı. Muhteşem Lord Kelvin dünyanın yaşını yanlış hesaplamıştı. 20. yüzyılın en önemli kimyagerlerinden, iki Nobel ödüllü Linus Pauling rakiplerini alt etme telaşına yenik düşmüş ve DNA için hatalı bir model geliştirmişti. Astrofizikçi Fred Hoyle, Büyük Patlama teorisinin isim babası olmasına rağmen, evrene böyle bir başlangıcı yakıştıramamıştı! (Altın Kitaplar)

Okulda nam salmış sınıf

Gordon Korman’dan Bilgisavarlar. Bilgisavarlar, uyumsuzlukları, karıştıkları olaylar ve notlarının tam anlamıyla felaket olmasıyla okulda nam salmış bir sınıftır. Öfke kontrol problemi olan Aldo; okuyamayan Parker; bu sınıfa (ya da herhangi bir sınıfa) ait bile olmayan Kiana ve takma adı Bayan Acı olan Elaine bu sınıfın öğrencilerinden birkaçıdır. 117 numaralı sınıfta, diğer öğrencilerden uzak eğitim almaktadırlar. Başlarına da Greenwich'teki en tükenmiş öğretmen olan Bay Zachary Kermit verilir. Eğitim alanında bir zamanlar yükselen bir yıldızken bir kopya skandalıyla Bay Kermit'in kariyeri mahvolmuştur. Yıllarca işini üstünkörü yaptıktan sonra nihayet erken emekliliğine bir yıl kalmıştır. Ancak baş idarecinin bu emeklilik için başka planları vardır. (Bilgi Yayınevi)

Yüreğimdeki küllenmiş sevda

Mahir Çiçek'ten Kül Ezgileri. “Dağ başlarında çıldıran safkan bir rüzgâr çığlığı bu, Yüreğimi omuzlayan acılar ustalığında, Ufukları bekliyorum papatya çiçekleriyle, Yüreğimdeki küllenmiş sevda iffetleriyle… Dehşetler anımsayan aklımda bir tek aşka yer kalmış, Can yorgunluğuma hançerler çeken muazzam eller gerçekliği, Gül kokuları üfleyen hayal güzelliği aklıma, Damla damla ter gibi dökülüyor bütün güzel yüzler, Köksüz günlere, Köklü çiçekler ekiyorum kalbimle. Unuttum bütün zor zamanların ölüm korkusunu, Usul bir azap sızısı vurunca yüreğime, Aşka uyarladım sevinç saatlerinin kurgusunu.” (Totem Yayınları)

Hakikât arayışı bir ömürdür

Murat Erten’den Hayatı Eserleri ve Meseleleriyle İbn Haldun-Tanımlar-Tartışmalar. Ruhsal bir yönelim, sancılı bir arayış ve içsel bir yolculuğun umutla beklenen son durağı olan hakikâte erişmek için, daima yolda olmak ve gözünü hedeften ayırmamak gerekir. Hakikât arayışı bir ömürdür. İbn Haldûn erken başlayan yaşam serüveni, eserleri, kavramları ve meseleleriyle bunlara eşlik eden kayıpları, acıları ve hüzünleriyle hakikâtin bir ömür yolcusudur. Toplum yaşamının hakikâtlerini aramak üzere çıktığı yolda sebatkâr yürümüş, adeta beş asır ümmetsiz kalmış bir peygamber gibi, fakir bir malzemeden muhteşem bir bina inşa etmiştir. (Say Yayınları)

Nasıl ve niçin polis olunur?

Michel Del Castillo'dan Karar Gecesi. Franko İspanyasının Murcia kentinin genç polis müfettişi, evli ve iki çocuk babası ‘Santiago Laredo’, Huesca kentinin cinayet masasına atanır. Başlangıçta yeni bir göreve atanmasına sevinirse de, kısa süre sonra, giderek artan bir kaygıya kapılır. Çevresindeki herkes, iş arkadaşları, karısı, üstleri, onu, şefi olacak olan Huesca Emniyet Müdürü Avelino Pared’e karşı uyarırlar. Emniyet Müdürü üzerine bir araştırma yapacak kadar kafası karışan, büyülenen ve sonunda bu anlaşılmaz, katı yürekli adama bütünüyle kendini kaptıran genç müfettiş, korkunun sınırına varan garip bir yolculuğa çıkar. Polis romanı değil, ama polislere ilişkin bir roman olan kitap, iki önemli soruyu ortaya koymaktadır : “Nasıl ve niçin polis olunur?” Daha da önemlisi, “her romancı, tutkuları, araştırmaları ve soruşturmalarıyla, polis olduğunun farkında olmayan bir polis değil midir?” (Sia Kitap)

Önce nasıl bir insan olduğunu sor

Lev Nikolayeviç Tolstoy'dan İnsan Ne İle Yaşar? Matryona öyle bir sinirlendi ki! “Pişirdim, ancak sana değil. Bakıyorum ki sen aklını da kaçırmışsın votka içe içe. Kürk almaya gittin, paltosuz geldin, bir de yanında çıplak bir berduşu getirdin. Sizin gibi alkoliklere yemeğim yok benim” dedi. “Yeter Matyona, boş boğaz konuşma! Önce nasıl bir insan olduğunu sor.” (Sözcü Kitabevi)

Salgın olgusunu çok yönlü ele alınıyor

Salgın: Tükeniş Çağında Dünyayı Yeniden Düşünmek. Dünya tarihinde salgınların çok büyük etkileri oldu; bugün de bütün dünya yüz binlerce insanın hayatını, işini kaybettiği, sosyo-psikolojik bedellerin inanılmaz boyutlarda olduğu bir salgınla karşı karşıya. Pek çok insan belki de ilk defa geçmişi, bugünü ve geleceği sadece bireysel hayatlar bağlamında değil, küresel bağlamda da ele almaya başladı. Kitap salgın olgusunu çok yönlü bir yaklaşımla ele alıyor; okuru bilim, ekonomi, siyaset, tarih, çevre, toplumsal cinsiyet, sosyoloji, psikoloji, halk sağlığı, tıp tarihi, felsefe, edebiyat, medya, kültür ve sanat perspektifinden dünyayı yeniden düşünmeye davet ediyor. (Tellekt Yayınları)

Dönmek üzere gittiklerini söyleyerek kaçtılar

Osman Selim Kocahanoğlu'ndan Atatürk’e Kurulan Pusu-İzmir Suikastının Perde Arkası. “Evet yaktılar yıktılar, bu işin bir numaralı kundakçıları gecenin karanlıklarına karışarak kaçtılar. Dönmek üzere gittiklerini söyleyerek kaçtılar… Etekleri altında saklı hıyanet hançerleri ile İzmir’de toplandılar… Kendilerini Malta Zindanlarından, Anayurdu, milletin istiklal ve haysiyetini düşman çizmelerinden kurtaran adamı öldürmek için toplandılar… Bütün insanlıkla beraber Cumhuriyet Savcısı da şaşırdı ve şöyle haykırdı: -Sizi gidi, cibilli katiller sizi!” (Temel Yayınları)

Sıradanlık, tekdüzelik

Guy Bass'den Bir Sürü Ben-Sen de Oku. Her istediğimizi elde edebilseydik, nasıl bir dünyada yaşıyor olurduk? Doğa, dilek dilemek yerine bir karar verdi. ”Daha fazla ben lazım” dedi. Doğa, hayatında yeniliklere ve farklılıklara pek yer vermeyen, günlük düzenine ve alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı bir çocuktur. Her derste dinozorların anlatılmasını, öğle yemeklerinde sürekli domates soslu makarna çıkmasını istese de; sonunda hep hüsranla karşılaşır. Herkesin birbirinden farklı olduğu bir dünyada yaşamak zaten onun için yeterince sıkıntılıdır. Zihninin sorularla meşgul olduğu bir gün, sıra dışı bir karar alır. Komik paylaşımlarda bulunarak okul hayatının inceliklerine de değinen bu keyifli roman; sıradanlık, tekdüzelik, gibi kavramları sorguluyor, farklılıkların zenginliğine vurgu yapıyor. (Tudem Yayınları)

İkinci Dünya Savaşı'nın gölgesinde yaşananlar

Roy Jacobsen'den Oduncular. Fin kuvvetlerinin Ruslar gelmeden yakıp yıktığı Suomussalmi kasabasında bir kişi kalmıştı. Oduncu Timmo'nun oradan ayrılmaya hiç niyeti yoktu; hem kasabaya sahip çıkacak, hem de vahşi savaşın ortasında her zaman doğru olanı yapmaya çalışacaktı… Norveç'in yaşayan en önemli yazarlarından Jacobsen, yeri göğü kaplayan ölümcül kuzey kışının ve İkinci Dünya Savaşı'nın gölgesinde yaşananları göz alıcı bir üslupla anlatıyor: Timmo'nun taze karda bıraktığı derin ayak izleri, gürül gürül yanan odun sobaları, bir çift kadın ayakkabısı ve minnet duygusu üzerine kurulan incelikli bir hikâye. (Yapı Kredi Yayınları)

Yaşamsal bir yolculuğun izdüşümü

Bircan Ünver'den Işık Yollarında İçindeki Işığı Arayan Tüm Yeryüzü Dostlarına. Yazarın ilk şiir kitabıdır. Bu kitap ile hep gidilmek istenilen-düş'lenilen yeni bir yer değil, binyıllık bir yaşama arzusuna uzanan ve Türkiye-Amerika-Türkiye ekseninde oluşan bir imbikten süzülmüş olan şiirlere yer verilmiştir. ‘Dünya barışı'na talep ile başlayan ve “kendini aşma” arayışları ve duygusal-sosyal ‘iç hesaplaşmalar' ile ‘ışıklı yollarda dans' ve ‘binyılı' aşan yaşama düş'lerine kadar uzanan şiir ve şiirsel günceler ile bir ‘deneme'den oluşmaktadır, bu kitap. ‘Bireysel tarih' çerçevesinde ise 33 yılı aşkın bir zaman dilimini aşan ‘içsel' olduğu kadar yaşamsal bir yolculuğun da izdüşümlerini içermekte olan şiirler; üç ana başlıkta sunulmuştur. (Yazarın Kendi Yayını)

Bir noksanlık ya da fazlalık hikâyesi

Raşel Meseri'den Kırık Şehir. Tıka basa doygun katmanların altında ezilen bir mega şehirde, sıradan olması beklenen bir gün, gecenin karanlığını devralıyor ve mesaiye güneşsiz başlıyor. Bir kasvet dolanıyor sabahın ıssız caddelerini. Hava yapışkan, tıpkı dar bir sokakta yatan taze cesedin başından akan kan kadar… Sonra karaya çalan mor renkteki öfkeli gökler patlıyor, lağımlar fora, sel suları şehrin damarlarında, binalar harabe, insanlar safra, şehir kusuyor… Havada asılı bir ses, seyrini yitirmiş saniyeler, dakikalar, saatler, gökten martılar yağıyor ve galiba bu sırada kadınlar sistematik olarak erkekleri öldürüyor… Kitap, bir noksanlık ya da fazlalık hikâyesi! Tekinsiz, dis/ütopik, incelikli. (Alfa Yayıncılık)

Modern Avrupa'nın savaş karşıtı ilk metni

Desiderius Erasmus'tan Tatlı Gelir Yaşamayana Savaş. Hümanistlerin prensi yazar, barışçıl perspektifler uluslararası hukukun görüş alanına girmeden önce modern savaş eleştirisinin temellerini attı. Kuzey Avrupa Rönesans'ının bu büyük ustası, savaşı yalnızca dinsel nedenlerle değil aynı zamanda rasyonel karşısavlarla da belirgin şekilde kınadı. Modern düşünce tarihinde barış elçisi olarak anılabilecek biri varsa, bu şeref öncelikle yazara aittir. Kitap, modern Avrupa'nın savaş karşıtı ilk metnidir. 1515 tarihli bu deneme, savaşa aşina olmayanları ve bu uğurda her türlü riski almaya hazır olanları uyarır. Cicero'dan bu yana tartışılagelen adil savaş fikrini reddeden ve devletlerarası anlaşmazlıklarda tarafsız yargılayan bir merci bulmanın mümkün olmadığını belirten yazar, barışı her şeyden önce varoluşsal bir zorunluluk olarak ortaya koyar. (Can Yayınları)

Çocuğun bakış açısıyla gökyüzü

Esra Ercan Bilgiç'ten Bazı Kuşlar Uçtu. Rüzgâr esti. Yağmur dindi. Bazı kuşlar uçtu. Bulutların arasında Ekin’in daha önce gökyüzünde hiç görmediği bir resim oluştu. Esra Ercan Bilgiç ve Merve Erbilgiç’ten bir çocuğun bakış açısıyla gökyüzünü anlatan, yaratıcılığın gücünü hatırlatan şiirsel bir kitap. (Çınar Yayınları)

Önyargıda sıyrılma vakti

Özlem Küskü'den Dışa Bakan Rüya Görür İçe Bakan Uyanır. Psikanalizin en tartışmalı ve belki de ilerleyen dönemlerde daha fazla anılacak isimlerinden Carl Gustav Jung 20. yüzyılın en önemli filozof-psikiyatrlarındandır. O bir ruh çözümlemecisidir. Freud'dan ayrıldıktan sonra kurduğu analitik psikoloji ekolüyle bir devrim yaratan Jung, günümüz psikolojisinde de halen kullanılan psikolojik tipler, kolektif bilinçdışı, kompleksler ve çağrışım testi gibi kavramların sahibidir. Jung hepimize bir bireyleşme süreci vaat eder, bunun rotasını da insanın içine baktığı bir deneyim yolu olarak çizer. Deneyim yolu gereklidir çünkü “kendi içine bakmaya cesareti olmayan herkesin yaşamı bulanıktır”, dahası bu bulanıklık dünyayı da bulandırır. Önyargı ve kabullerinizden sıyrılma vakti… (Destek Yayınları)

Soylu kimlikleri buluşturan öyküler

Witold Gombrowicz'ten Bakakai. 20. yüzyılın en önemli Avrupalı yazarlarından 12 öyküden oluşan yapıtı kitap, adını yazarın Arjantin'de sürgünde yaşadığı sokaktan alıyor. Varoluşçuluğun karanlığını, bireyin sıkıntısını, toplumsal değerleri ve basmakalıp kuralları alegorik bir tavırla sorgulayan ve eleştiren yazar, üst sınıflara mensup kişilerin saygınlığının ve itibarının erimesiyle ortaya çıkan çirkinliği, bir ruh ıstırabını gözler önüne seriyor. Bakakaï trajikomiği gölge oyununa dönüştüren, belli belirsiz siluetlerle soylu kimlikleri aynı masada buluşturan incelikli öyküler toplamı. (Everest Yayınları)

Daha güvende hissettirecek öneriler

Zet Lorento, Lorent Research Lab'tan Güvenli İnternet. İnternet teknolojileri her geçen gün biraz daha gelişirken kullanıcıların güvenliğine yönelik tehditler de büyüyor. Sosyal medyayı, e-ticaret platformlarını ya da internet bankacılığı uygulamalarını kullanırken, kendimiz hakkında giderek daha fazla bilgiyi internet üzerinden paylaşıyoruz. Bu bilgilerin güvenliğini sağlamak için gerekenler ise yalnızca birkaç basit adım. Güvenli İnternet, sosyal medya kullanımından sanal para birimleriyle yapılan ödemelere, internet kullanımınızın her aşamasında sizi daha güvende hissettirecek öneriler sunuyor. (Epsilon Yayınevi)

Gerçek tasarım, gerçek bir yaratıcılık örneği

Adnan Nur Baykal'dan Yöneticiler İçin Yeni Bir Bakış: Mustafa Kemal Atatürkün Liderlik Sırları. “Atatürk’ün liderlik ve yöneticilik özelliklerini çok farklı bir derleme ve anlatış şekli ile aktarmış olan Sayın Adnan Nur Baykal’ın böyle bir eseri, Türk yönetim dünyasına kazandırmış olması teşekküre ve tebrike şayandır.” Tanju ARGUN. “Liderlik ve yönetim konusunda önemli bir başvuru kitabı niteliğindeki bu yapıt, eğitimlerimize, her alandaki lider ve yöneticilerimize önemli bir kaynak oluşturacaktır.” Ulaş BIÇAKÇI.” Gerçek tasarım, gerçek bir yaratıcılık örneği… Adnan Baykal’ı yürekten tebrik ediyorum ve bu çizgideki diğer çalışmalarını hararetle bekliyorum.” Feridun HÜREL. “Adnan Baykal, bu değerli yapıtıyla lider olacaklara Atatürk’ten göndermeler yapmakta ve onlara yol gösterici bir kaynakça sunmaktadır.” Oktay Bora YAĞIZ. (Humanist Kitap Yayıncılık)

Daimi bir sevincin hazzı

Frederic Lenoir'den Spinoza Mucizesi. Yirmi üç yaşındayken sapkınlık suçlamasıyla Yahudi cemaatinden atılan Baruch Spinoza, hayatını felsefeye vakfetmeye karar verir. Amacı “üstün ve daimi bir sevincin hazzını kendisine sonsuza dek verecek” gerçek iyiyi bulmaktır. Hayatının kalan yirmi yılında devrimci bir eser inşa edecek, filolojinin, sosyolojinin ve etolojinin yanı sıra derinlik psikolojisinin de fikir babalarından biri olmayı başaracaktır. Ama hepsinden önemlisi, arzuyu ve hazzı merkeze alan, tanrı, ahlak ve mutluluk tasavvurumuzu sarsacak bir felsefenin mucidi olacaktır. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Okurunu konuşmaya davet eden öyküler

Korkut Kabapalamut’tan Hiç Yazılmamış Bir Öykü Kahramanının Trajik ve Sürükleyici Hikâyesi. Bir gün sırf mutsuz olduğunuz için yargılanırsanız ne yaparsınız? Ya da içinizde bir karınca dolaştığını fark ederseniz? Evet, bizim başımıza gelmez! Ama ya gelirse? Ya bir tavşan gelip sizin aslında bir insan olmadığınızı iddia ederse? Ya bir sabah yatak odanızın kapısını açtığınızda simsiyah bir atla karşılaşırsanız? Nasılsa insan her şeye alışıyor, belki bunlara da alışırsınız. Yazar, kitabında tuhaf yolculardan, susmak bilmeyen iç seslerden, davetsiz konuklardan ve yazarından memnun olmayan roman kahramanlarından bahsediyor. Bazen diktatörüyle yüzleşmek istenmeyen bir böcek dolaşıyor kitapta bazen de her şeyi unutmak için sihirli bir kabinden medet uman insanlar. Uzun zamandır karşılaşmadığınız okuruyla konuşan, okurunu da konuşmaya davet eden öyküler. (İthaki Yayınları)

Haftanın Kitapları
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Konya Ovası'nda çiftçi kuraklıktan endişeli
Konya Ovası'nda çiftçi kuraklıktan endişeli
Sadık Çiftpınar: Hoca kaleye geç derse geçerim
Sadık Çiftpınar: Hoca kaleye geç derse geçerim
bonus veren siteler Betboo