GÜNDEM
Giriş Tarihi : 07-01-2022 14:41   Güncelleme : 07-01-2022 14:41

Bir Tutunamayanın Tutunabilme Öyküsü

Öyle bir yazar düşünün ki belki de Türk edebiyatında yeni bir akımı başlatacak bir kitap yazmış olsun. Aynı zamanda roman türünün edebiyatımıza girmesinden bu yana yazılmış kendine özgü en başkaldırış öyküsünü de ortaya koymuş bir yazar olsun.

Bir Tutunamayanın Tutunabilme Öyküsü

 

Öyle bir yazar düşünün ki belki de Türk edebiyatında yeni bir akımı başlatacak bir kitap yazmış olsun. Aynı zamanda roman türünün edebiyatımıza girmesinden bu yana yazılmış kendine özgü en başkaldırış öyküsünü de ortaya koymuş bir yazar olsun. İşte bu anlattığımız Oğuz Atay’dan başka biri değildir. Yaşamı boyunca 2. baskısını göremediği kitabı şimdilerde hemen her evde bulunmaktadır. Kendisi hayata ne kadar da kısa tutunup genç yaşta aramızdan ayrılsa da bıraktığı tutunamayanlar eseri Türk edebiyatının mihenk taşları arasına girmeyi ve tutunmayı başarmıştır.

1970 yılında yayımladığı ilk kitabı ile TRT roman ödülüne layık görülmesi kitabının başarısı için sadece bir başlangıçtır. Çoğu ileri gelen romancıya göre Tutunamayanlar Türk edebiyatının postmodern tarzda yazılmış en iyi ilk roman örneklerindendir. Oğuz Atay bu romanında intihar ederek yaşamına son veren Selim Işık’ı ihmal ettiğini düşünen Turgut Özben’in arkadaşının ölümünü araştırmaya karar vermesini konu edinir. Turgut sırayla Selim'in görüştüğü kişilerle konuşmaya başlar. Görüştüğü kişilerde arkadaşını daha iyi anlayan Turgut olayın gerçek yüzünü öğrenir. Aslında bir içe dönüşün bir tutunamama hikayesidir bu roman.

Olaylardan daha çok izlenimler, görüşler ve sosyal eleştiriler vardır. Selim ölmeden önce kız arkadaşı Günseliye bir mektup bırakır. Arkadaşı Süleyman kargıya ise 600 dizelik bir şiir. Turgut, Süleyman Kargı ile görüşerek selimin yazdığı şiire ulaşır. Arkadaşının neden intihar ettiğini araştırırken bir anda kendini sorgularken bulur Turgut. Bu iç sorgulamalar kendini başka gerçekleri görmesine, arkadaşı gibi geleneklerin, adetlerin ve gereksiz alışkanlıklara tutsak olduğunu anlamasına yol açar.

Romanın Yeniden Doğuşu

Bir roman yeniden doğar mı? Ya da bir roman nasıl yeniden doğar? İşte bütün bunların cevabını Oğuz Atay'ın romanında bulabiliriz. Elbette her roman yazıldığı dönemde değeri yeterince anlaşılmayabiliyor. Ne yazık ki Oğuz Atay da yazdığı romanla ödül alsa bile ikinci baskısını görmeden hayata veda etti. Onun bu ani gidişinden sonra 1980’e kadar roman çok az kişi tarafından biliniyordu. Keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibi uzun süre yeniden doğmayı bekledi. Hatta yazar ileriki yıllarda ‘’Ben yaşarken unutulmuş biriyim.’’ diyerek bir yerde bu ilgisizliği dile getirmiştir. Daha sonra 1984 yılında Enis Batur ve Ömer Madra kitabı düzenleyerek yeniden basılmasına vesile olurlar. Kitap bir anda beklenmedik bir patlama yapar. O tarihten bu yana 100 üzerinden fazla baskıya ulaşarak okunması gereken temel eserler arasına girecektir. Bu yeniden doğuş Selim Işık ve Turgut Özben’in hayatına birçok okuyucuyu da dahil eder.

Roman bir yanıyla otobiyografik özellik de taşır. Yazar gençlik yıllarında yaşadığı anıların bazılarını hikâyeye de taşımıştır. Nitekim roman karakteri Turgut Özben’in ve Oğuz Atay'ın da gerçek hayatta mühendis olması tesadüfi değildir. Karakterler entelektüel, okumuş ve kültürlü insanlardır. Fakat hayata karşı bir uyumsuzlukları vardır. Toplumun beklentileri ve isteklerine yabancı ya da acemi kalırlar. Böyle olunca ister istemez bir kabuğa çekilme dönemi başlar. Kendine dönen baş karakter gerçeğin ne olduğunu sorgulamaya başlar. İşte bu sorgulayışın sonunda hayata karşı tutunamadığını fark eden Selim Işık’ın bulduğu çare ayak uydurmadığı bu dünyadan kalıcı olarak gitmektir.

Kitabı Farklı Kılan ve Asıl Anlatılmak İstenen

Her kitap kendi özünde ilk ve biriciktir. Nasıl Raskalnikov denilince aklımıza Suç ve Ceza ile birlikte Dostoyevski geliyorsa Tutunamayanlar ya da Turgut Özben denilince de Oğuz Atay geliyor. Bu romanı özel kılan tek öge değildir. Mizahi yapısı, yer yer yaptığı ince eleştirilerle bu kitap okuma listelerinde başları çekmektedir. Yazar öyle bir anlatmıştır ki hikâyeyi okuyucu olarak bizler Selim Işık intihar ederken yanındaymışız gibi hissederiz. Ya da Günseli'ye beslediği aşkta acı çekip mutluluk duyan da sanki bizlerizdir.

Hayatta herkes bazen bir tutunamayan olabilir. Yaşamın belli dönemlerinde ya da anlarında bu hislere kapılırız. Toplumun normlarına uymayan düşüncelerimiz ve davranışlarımız olur. Roman karakterinin bir kadını çok sevmesi, istemesi ama onunla evlenmek istememesi gibi. Roman 2002 yılında Unesco tarafından İngilizceye çevrilecek seçkin edebiyat eserleri arasına girmiştir. 1970 yılında yazılan roman ancak 1972 de ilk baskısı yapılarak kitapçılarda yerini almıştır. Oğuz Atay'ın bu ölümsüz romanı ve daha birçok güncel ürünleri Kitap Gönder web sitesi ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.